Cezai sorumluluk yaşı düşmeli
İsveç, çetelere katılıp şiddet suçları işleyen ve caydırıcı yasal sonuçlarla karşılaşmayan çocukların sayısının artması nedeniyle ciddi vakalarda cezai sorumluluk yaşını 15'ten 13'e indirmeyi planlıyor. Bizdeki sıcak gündemle bağlantılı bir gelişme bu. Çocuk suçları birçok ülkede artıyor. Yani bu...
İsveç, çetelere katılıp şiddet suçları işleyen ve caydırıcı yasal sonuçlarla karşılaşmayan çocukların sayısının artması nedeniyle ciddi vakalarda cezai sorumluluk yaşını 15'ten 13'e indirmeyi planlıyor.
Bizdeki sıcak gündemle bağlantılı bir gelişme bu.
Çocuk suçları birçok ülkede artıyor.
Yani bu sadece bize özgü bir sorun değil.
Refah seviyesi, sosyal hakları yüksek olan İsveç bile cezai sorumluluk yaşını düşürmeyi planlaması önemli bir gösterge!
Türkiye'de 12 yaş altı çocukların cezai sorumluluğu bulunmuyor.
12-15 yaş arası çocukların, fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayıp kavramadığının araştırılması sonrası sınırlı cezai sorumluluğu bulunuyor.
Bu yeteneklerin bulunmadığı hallerde, yaş küçüklüğü nedeniyle indirimli ceza uygulanıyor.
15-18 yaş grubundaki çocukların ise fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildikleri kabul edilerek cezai sorumluluğu bulunuyor.
Ancak failin çocuk olması nedeniyle cezada indirim yapılıyor.
Çocuklar kasten öldürme gibi suçlarda Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılansalar da yetişkinlere göre daha düşük cezalara çarptırılıyorlar.
İsveç'te bazı çevreler, cezai sorumluluk yaşının düşürülmesinin yaşı daha da küçük çocukların suç işlemesine yol açabileceğinden kaygı duyuyor.
Ancak İsveç hükümeti düzenlemenin yalnızca cinayet, cinayete teşebbüs, bombalama, ağır silah suçları ve tecavüz gibi "en ciddi suçlar" için geçerli olacağını vurguladı.
Mattia Ahmet Minguzzi, Atlas Çağlayan gibi çocukları öldüren çocuk katillerin genelde pişmanlık duymadıklarını, ailelerinin hiç utanma ya da pişmanlık duymadan katil çocuklarını savunduklarını, hatta öldürülen çocukların ailelerini tehdit ettiklerini yakından gözlemliyoruz.
Çocuk katillerin cezaevlerinde kalmalarının bile kahramanlaştırıldığı vahim bir zihniyet sorunuyla karşı karşıyayız!
Adalet Bakanlığı'nın bu sorunu çözmekle ilgili çalışmaları var.
Bizde de cezai sorumluluk yaşı öldürme, tecavüz vs. gibi ağır suçlarda düşürülmeli. Suçlu çocuk yetiştiren ailelere de ayrıca cezalar uygulanmalı.
Elbette cezai tedbirler de yetmez.
Suça sürüklenen çocuk romantizmini bir tarafa bırakıp, suç işleme potansiyeli olan çocuklara yönelik pedagojik ve psikolojik çalışmalar da yürütülmeli.
SİBER GÜVENLİĞEÖNEM VERMİYORLAR
Köfteci Yusuf da hack'lendi.
150 bin müşteri ve 13 bin çalışan olmak üzere toplam 163 bin kişinin verisi sızdı.
Müşterilerin sızdırılan verileri arasında isim, soyisim, adres, telefon ve yemek siparişi detayları yer alıyor.
Çalışanların sızan verileri arasında ise kimlik, iletişim ve özlük verileri bulunuyor.
Ülkemizde devlet kurumlarından ve özel şirketlerden birçok kez müşteri bilgileri çalındı.
Müşteri verilerini çaldıran şirketlere genelde düşük para cezaları uygulanıyor.
Verileri korumak için gelişmiş sistemler kullanmanın ve siber güvenlik uzmanı çalıştırmanın maliyeti veri çaldırmada kesilen cezadan daha düşük olduğu için şirketler de siber güvenliğe önem vermiyor.
Yemek sipariş sitelerinden kargolara, bankalardan belediyelere vatandaşlık bilgilerini depolayan her kurum ya da şirket siper suçlara karşı güvenlik bütçesi oluşturmalı.
Siber güvenlikçi çalıştırmadığı için hack'lenen şirketler milyonlarca kişinin verilerini çaldırdığında kuru bir özür ve bir miktar para cezasıyla bu işten sıyrılmamalı!
Veri çaldıran şirketlere çok ağır para cezaları ve ihmalden sorumlu yöneticilere uzun süreli hapis cezaları uygulanmalı.
DAHA ÇOK HUZUREVİ!
Ülkemizde yaşlı bir bireyin huzurevine bırakılması genelde kötü bir durum olarak algılanır.
Bunu yapan çocuklar vefasızlıkla suçlanır.
Ancak güçlü aile yapımız da modern hayata yenilmeye başladı.
Aslına bakarsanız huzurevleri yaşlılar için düzenli sağlık kontrolü, sağlıklı beslenme ve kendi yaşıtlarıyla daha çok sosyalleşme şansı vs. sunuyor.
Huzurevi kötüdür bakışı da yavaş yavaş değişiyor.
Elbette huzurevinden huzurevine de fark var. Fiyatla orantılı olarak yaşlılara sunulan hizmetin de kalitesi artıyor. Öte yandan İstanbul'daki özel huzurevi fiyatlarına yüzde 35 zam geldi.
Taban fiyat aylık 20 bin 250 lira olarak belirlendi.
En pahalı özel huzurevi fiyatı 106 bin 616 lira oldu.
Bu rakamlara yüzde 10 KDV de ekleniyor.
2024 verilerine göre ülkenin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan 9 milyon yaşlı için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı 168 huzurevi ve 267 özel kurumda toplamda sadece 29 bin kapasite bulunuyor.
9 milyon yaşlının elbette çoğunluğu ya eşiyle ya tek başına ya da çocuklarının yanında yaşıyor. Devletimizin yaşlılara yönelik sağlık ve sosyal yardım faaliyetlerine sürekli yenileri ekleniyor.
Ancak ülkemizde 2 milyona yakın yaşlının da tek başına yaşadığını da hesaba katarsak huzurevi kapasitesinin 29 bin olması çok düşük bir oran.
Aslında artan yaşlı nüfusunu da hesaba katılırsa huzurevi açmak karlı bir iş olmaya başladı.
Özel huzurevlerinin açılması için devlet desteği artırmak bir seçenek olabilir.
Devlete bağlı huzurevlerinin sayısı da artırılmalı!
HANUTÇU TERÖRÜ
İstanbul-Fatih'te alışveriş yapmak istemeyen 21 yaşındaki Çinli turistin, hanutçu tarafından darp edildiği anlar sosyal medyada ışık hızıyla yayıldı.
Türkiye'ye gelmeyi düşünen bir turist bu videoyu izleyince ne düşünür? Hanutçuluk suç ama bir türlü engellenemiyor. Özellikle turistik bölgelerde turistleri canından bezdiren bu ilkel müşteri çekme yöntemi turizme büyük zarar veriyor! Oysa bu kişilerin kim oldukları belli!
Hanutçuluk yapan ve bunu teşvik eden işletmelere ağır para cezaları uygulanmalı!
Altyazı
"Biliyor musun neyi fark ettim? Her şey plana göre gittiğinde kimse paniklemiyor. Plan korkunç olsa bile." (The Dark Kknight)