Kimler kimler çekiyormuş meğer
Ünlülere yönelik narkotik operasyonlarını hayret ve ibretle izliyorum. Kimler kimler uyuşturucu müptelasıymış meğer... Yahu, hiç düşünmeden kefil olacağım, namazında niyazında, arkadaşlarının 'Hacı' diye çağırdığı, 'melek yüzlü' şarkıcımızın bile uyuşturucu testi pozitif çıkmasın mı? Vallahi geçen...
Ünlülere yönelik narkotik operasyonlarını hayret ve ibretle izliyorum. Kimler kimler uyuşturucu müptelasıymış meğer...
Yahu, hiç düşünmeden kefil olacağım, namazında niyazında, arkadaşlarının "Hacı" diye çağırdığı, "melek yüzlü" şarkıcımızın bile uyuşturucu testi pozitif çıkmasın mı? Vallahi geçen hafta "Bu arkadaş kullanmamıştır, ben kefilim" mealinde yazı yazmaya hazırlanıyordum. İyi ki yazmamışım, yoksa utanç içinde taç'a çıkacaktım.
Bir de önerim var: Soruşturma aşamasında isimler gizlensin. Ta ki mahkeme tarafından suçu sabit görülene dek adları açıklanmasın. Neden mi?
Birincisi; kurunun yanında yaş da yanıyor. Bir torbacının ifadesinde "üfürdüğü", hayatında böyle ortamların yanından bile geçmemiş ünlü isim, temiz ve suçsuz olsa bile insanların hafızasında onun polisler arasında ifadeye götürüldüğü sahne kalıyor. Ne kadar çitilese, bu lekeden kurtulamıyor.
İkincisi; ünlü isimlerin uyuşturucu maceraları medyada ne kadar yer alırsa, gençler ve çocuklar adına bu illetin o kadar reklamı yapılıyor. Çocuk için, ikonlaştırdığı ünlünün uyuşturucu kullanıyor olması, "O kullandığına göre o kadar da kötü bir şey olmasa gerek" algısı yaratıyor.
İstanbul'da lale eziyeti
Emirgan Korusu, İstanbul'un en görülesi yerlerinden biridir. Hele ki bahar gelmiş ve Lale Festivali başlamışsa...
Belediyenin deneyimli bahçıvanları parkı adeta bir tuval gibi renk renk lale ile boyar, ortaya enfes tablolar çıkartırlar.
Gelin görün ki, bir kaç yıldır Emirgan'daki Lale Festivali, İstanbullular için çilenin adı oldu. Çünkü ziyaretçi akını nedeniyle parka ulaşan tüm yollar kilitleniyor. Özellikle İstinye civarındaki Boğaz hattında araçların kımıldaması imkansız hale geliyor. Park civarında yeterli otopark alanı da olmayınca buraya gelen, geldiğine bin pişman oluyor. 2 saat geliş, bir saat park yeri arama ve 2 saat de dönüş. Yarım saat lale görmek için değer mi? Karar sizin...
Camcıda Abdülkerim'in forması
Şu bendeki gazetecilik kısmetine bakar mısınız? Haberi mıknatıs gibi çekiyorum vallahi...
Geçenlerde evdeki sineklikleri tamir ettirmek için Sarıyer'de bir camcıya uğradım. Tezgahın üzerinde çerçeveletilmek için hazırlanan bir milli takım forması gördüm. Üzerinde Kosova'ya karşı forma giyen tüm milli takım oyuncularının imzaları vardı. Merak edip, "Kimin bu?" diye sordum. "Abdülkerim Bardakçı'nın" dediler.
Fenerbahçe'ye sempati duysam da Galatasaraylı Abdülkerim'i çok severim. Hem futbolculuğunu, hem de karakterini. Bu arada Abdülkerim'in önemli maçlardan sonra neden rakip oyuncularla forma değiştirmediğini de orada öğrenmiş oldum. Meğer kendisi için anlam taşıyan tüm formalarını çerçeveletirmiş. Evinin duvarları formalardan görünmüyormuş. Bir de bizim komşu sitede oturuyormuş da haberim yokmuş.
Bir ara dükkan sahibinin boş bulunduğu bir ana denk getirip formayı çalmayı, sonra çerçeveletip bizzat sevgili Abdülkerim'e götürmeyi düşündüm ama camcı kardeşime kıyamadım.
Neyse... Bana bir imzalı forma borcun var komşum.
Zap'tiye
Kâbusumuz Freddy bile sanal medyasında filtre kullanmaya başlamış!
Şeref kürsüsü
Rakibinin küme düşme potasında olması nedeniyle Kayserispor maçından sonra sahada sevinç gösterisi yapmayan Fenerbahçe'yi kutluyorum.
Ne demiş?
"Çay bardağında dudak payını severim, yar dudağında gülme payını..." (Ben dedim)