Lefter, aidiyetiyle halka mal olmuş bir ikon
A Para’da yayınlanan Biz Bize bu hafta Erdem Kaynarca, Nazlı Senem Ünal, şarkıcı Seda Eylül Tansık ve Fora oyunuyla Aslı İnandık’ı ağırladı ERDEM KAYNARCA Lefter'i oynamak çok büyük gurur ve sorumluluk. Yükünü hissetmedim desem yalan olur. Halka mal olmuş heykeli dikilmiş bir ikon. Herkesin tanıdığı...
A Para’da yayınlanan Biz Bize bu hafta Erdem Kaynarca, Nazlı Senem Ünal, şarkıcı Seda Eylül Tansık ve Fora oyunuyla Aslı İnandık’ı ağırladı
ERDEM KAYNARCA
Lefter'i oynamak çok büyük gurur ve sorumluluk. Yükünü hissetmedim desem yalan olur. Halka mal olmuş heykeli dikilmiş bir ikon. Herkesin tanıdığı bir karakter. Bu sorumluluğun bilincinde olarak bu işi yapmaya uğraştım. Güzel geri dönüşler alıyorum. Çok koyu olmamakla beraber Fenerbahçeliyim. İyi bir futbolseverim, taraftarlığa ve holiganlığa karşıyım. Sporun spor olarak kalması gerektiğine inanıyorum. Filmin güzel mottolarından biri, ezeli rekabet ebedi dostluk. Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Lefter'i oynamak için 6-7 kilo verdim. Kan ter gözyaşı diyebilirim. 3 ay boyunca her sabah 3 saat idman yaptım. Vücut formum değişti. Üst bedeni daha iri olan biriydim, futbolcu bacaklarından hayat enerjisini alarak öyle çalıştım. Alt bedenim de genişledi. Evde en son kedileri çalımlıyordum. Yüzde 95'i bana ait sahnelerin. Değerli dublörlerin de katkısı var tabi ki ama filmdeki gollerin hepsi bana ait. Sakatlandım. Fauller de yapıldı. Çok çalışkan biriyim. İyi futbolcu da olurdum aslında. Futbol kulübüne isteyerek gittim ama oradaki hoca "kemikleri ince" diye gönderdi beni futbol beni öyle kaybetti.
Lefter'in en ana duygularından biri aidiyet. Kendi ırkına ait olmayan bir ulusa mensup. Orada kendini kabul ettirmek, orayı sevme mücadelesiyle yaşayan bir insan. 6-7 Eylül olayları mesela, çekerken bile canımı sıkan, içimi korkutan şeylerdi.
Muhammed Ali oyunum devam ediyor. O Muhammed Ali biyografisi değil. Muhammed Ali hayranı bir dedenin torununun onun gibi olmasını istemesi üzerine şekillenen bir oyun. Bu şartlarda bu ülkede olabilir miydi? Ya da onun macerası nereye varırdı. Oyunun ana öğesi boks değil.
Güçlü karakterlerden ziyade dişli grift karakterler olarak tanımlıyorum bunları. Zorluğu severim zaten. Kolaydan zevk almam. Zor beni geliştirir. Orada haz var. Zoru başardığında artıları olur.
Sahnede tek olmak bazen zor ama kuliste olmak daha zor. Çünkü ben oyun öncesi sohbetleri severim. Tek başına oyunu beklemek içsel olarak üzücü.
Konservatuvarda sınıf arkadaşlarım tarafından zorbalığa uğradım. Sen neden bu kadar sahneye çıkıyorsun diye... Zorba şakalarla birbirini bitirirler. Öyle bir arkadaşım var, sırf bu yüzden oyunculuk yapmıyor şu an mesela. Okul oyununda başrolü alınca sanki onların haklarını gaspetmişim gibi bakıyorlar. Bunlar oluyor konservatuvar ortamında, en acımasız eleştiriyi sana sınıf arkadaşın yapar.
NAZLI SENEM ÜNAL
ARKADAŞLARIMIN MOBBİNGİNE ÇOK UĞRADIM
Binbir Gece Masalları dizisinde beraber çalıştık Erdem'le. Dönem işiydi. O kostümlere girince kendini sultan gibi hissediyorsun. Çok keyifli bir süreçti.
Aynadaki Yabancı dizisindeki karakterim çok keyifliydi. Oynaması eğlenceli bir karakterdi. Güzel bir tecrübe oldu. Güzel insanlarla tanıştım.
Küçük Balkon isimli oyunumuz vardı. Geçen sezon bitirdik. Tadı damağımızda kaldı.
Konservatuvar mezunuyum ama kariyerim televizyon ile devam etti. Tiyatro hep ikinci planda kaldı. Yolun başında olan bir oyuncu olarak dizilerle ilerledim. Ama sahnede olmanın ne kadar iyi geldiğini yeniden hatırladım, bana çok iyi geldi. Tiyatro sahnesi egoyu tatmin eden bir yer. Orada o anda olma duygusu ayrı bir özgüven yaratıyor.
Müzikle uğraşmayı çok seviyorum. Hobi olarak şarkılar söylüyorum. 2 yıl önce bir şarkı çıkardım. Kendi kendime söylediğim bir şarkının beğenilmesi ve arkadaşlarımın desteğiyle kendimi stüdyoda buldum. Sonra da yayınladım. Bana iyi geldi. Uzun vadede profesyonel kariyerimde de müzik hep olsun isterim.
18 yaşında Bursa'dan İstanbul'a geldim. Konservatuvar süreci zorlayıcı oldu benim için. Ben küçük bir yerde korunaklı küçük bir dünyada büyüdüm. Bursa'dan İstanbul'a böyle bir ortama gelince yapamayacağım herhalde diye düşündüm. Herkesin bir şekilde kendini göstermeye çalıştığı bir ortam vardı. Eleştirel bir iş yapıyoruz. Bana göre güzel olan sana göre olmayabilir. O noktalarda motivasyonum kırıldı. Birincilikle bitirdim ama hak etmediğimi düşünen insanların mobbingine maruz kaldım. Sanki birincilikle bitirmeyi hak etmiyordum gibi düşünmeye başladım.
ASLI İNANDIK
'FORA' BİZİ KENDİ TRAVMALARIMIZLA YÜZLEŞTİRİYOR
Yeni oyunumuz Fora, İstanbul Tiyatro Festivali'nde açtı perdelerini. Çok güzel gidiyor. Aile bağlarını kuşak çatışmalarını anlatan hepimizin terapide konuştuğu konuları içeren, kendi travmalarımızla yüzleştiren herkesin kendinden bir şeyler bulduğu bir oyun. Mert Öner'in yönettiği oyun bir mekanda geçiyor ve 75 dakika sürüyor. Bir İtalyan restoranında bir aile yemeğinde gelişen olayları izliyor seyirci. Masada anne, baba, oğlu ve oğlunun yeni kız arkadaşı var. Bir tanışma yemeği gibi aslında. İlk bakışta sıradan görünen bu akşam yemeği, kısa sürede gerilimin yükseldiği bir yüzleşmeye dönüşüyor. Benim oynadığım Cemre, ailenin ilk çocuğu, konuya dahil olunca olaylar değişiyor.
Anne, kız, baba, oğul çatışması hiç bitmiyor. O yüzden dönemsiz yaşsız mekânız bir hikaye.
Hikmet Hükümenoğlu'nun kaleme aldığı metni okurken kendi adıma ne kadar da annemle babamla ilişkime benziyor diye düşündüm. Babamı 3 yıl önce kaybettim. Oyunda Şerif Abi, babamı oynuyor. Onunla karşılıklı sahnelerimde duygulanıyorum, babam aklıma geliyor ve gözlerim doluyor. Şerif Abinin de tabii ki bunda çok etkisi var. Çok sıcak biri.
Annemi oynayan Şenay Gürler çok güzel, çok asil, çok çalışkan. Onunla ve Şerif Erol ile çalışmak büyük şans.
Ablam klarnetçi. Onun izinden gittim. Onun hayalini kendi hayalim sandım. Bir trafik kazası geçirdim ve benim için dönüm noktası oldu. Oyuncu olmak istediğimi fark ettim. Çocukluktan beri istiyordum. Müzik öğretmeni olarak atanacakken hayalimin peşinden gitmek istedim. Tiyatro eğitimi aldım. Ankara'da okurken videolar çekmeye başladım. Viral olunca inanamamıştım. Şimdi olsa yapamazdım. Sosyal medya ile çok fazla vakit geçirmiyorum, sıkıldım.
9 Aralık'ta Hamiyet Müzikali'ndeki şarkıları söyleyeceğiz. İrfan Alış'ı anma gecesi düzenleyeceğiz.
SEDA EYLÜL TANSIK
İDSO BENİM İÇİN CİDDİ BİR TECRÜBE OLDU
Tan Taşçı'nın hem orkestrasında çalıyorum hem vokalliğini yapıyorum. Tan'la birlikte yaptığımız "Yok" şarkısı viral oldu. Çok güzel geri dönüşler alıyorum, çok mutlu oluyorum.
2022'de orkestrasına yaylı eklemeye karar verince viyola sanatçısı olarak dahil oldum onun ekibine. Kendisi çok değerli disiplinli biri. Bize hep destek veriyor. Her sahne ders gibi geçiyor. Ekip olarak aile haline geldik. Bu sene onun yapım şirketine geçtim. 3 şarkım onun yapım firmasından çıktı.
Çocukken herkes şarkıcı olmamı bekliyordu ben farklı yöne gidip enstrüman okumaya karar verdim. Viyola üzerine eğitim aldım ve hatta yüksek lisansımı tamamladım. Ciddi orkestralarla sahne aldım. Özellikle İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası benim için çok iyi bir tecrübeydi. Ancak kariyerime şarkı söylemekle devam etmek istedim. Bazı hocalarım beni geri döndürmek istedi ama solo devam etmek istedim.