Medya da kapısının önünü süpürsün

Geçen hafta toplumda yaşanan dev ahlaki erozyonun önüne geçmek için aileleri, öğretmenleri ve din adamlarını harekete geçmeye çağırmıştım. Şair ve radyo programcısı dostum Gökhan Karaduman da benim eksik bıraktığım, olayın medya boyutunu büyük bir haklılıkla dile getirmiş: 'Yüksel ağabey merhaba,...

31 Oca 2026 - 08:01 YAYINLANMA
Medya da kapısının önünü süpürsün

Geçen hafta toplumda yaşanan dev ahlaki erozyonun önüne geçmek için aileleri, öğretmenleri ve din adamlarını harekete geçmeye çağırmıştım. Şair ve radyo programcısı dostum Gökhan Karaduman da benim eksik bıraktığım, olayın medya boyutunu büyük bir haklılıkla dile getirmiş:
"Yüksel ağabey merhaba, 'Gençlerin idolleri bataklıkta! Ahlaki bir devrim için herkese görev düşüyor' başlıklı yazın üzerine naçizane birkaç düşüncemi paylaşmak isterim. Bu konuda en büyük sorumluluğun, radyolardan başlayarak tüm basın camiasında olduğunu düşünüyorum. İyi olanı değil, parayı verenin şarkılarını duyurdular; haberlerini, röportajlarını, kliplerini yayınladılar, programlarına konuk ettiler.
Gazetecinin ve radyocunun iyisi bile bu düzene uymadığı yerlerde barınamadı. Türkçeyi güzel konuşanı değil, sadece 'çekici görüneni' koyduk haber bültenlerine. Bu da yeni bir mesele değil; Ayşenur Yazıcı'ların, Gülgün Feyman'ların ekrandan uzaklaştırıldığı dönemlerde başlamıştı zaten.
Oysa bir basın kuruluşunun görevi, kaliteli ve nitelikli yayın yapmak; ticari kısmı ise ilgili kuruluşların reklam departmanlarının derdi olmalı, değil mi?
Bana göre RTÜK'ün kontrolünde, hiçbir ideolojiye bağlı olmaksızın; genel ahlak, kültür ve sanat ekseninde insanı iyiye, doğruya, güzele özendirmeyen hiçbir şeye izin verilmemeli. Kişi belli bir yaşa geldikten sonra zaten kendi dürtüleriyle kendine hizmet eden alt kültürleri arar, bulur, izler, okur. Ama temel maya bir kez tutmuş olur ve kolay kolay bozulmaz."

Havaalanı kazıkları bezdirdi
Köşemizin demirbaşı Muharrem Akduman, hepimizin şikayetçi olduğu "havaalanı kazıklarına" değinmiş: "Yüksel'ciğim, günaydın... Yıllardır süregelen bir sorun var: Yurtdışı çıkışlarda bulunan restoran ve kafe fiyatlarını inceleyen, kontrol eden bir kurum var mı acaba? Bence yok... Dünyayı geziyorum, hiç birinde bu kadar fahiş fiyat yok. 1 sandviç ve 1 küçük su 810 TL. olabilir mi? Olması mümkün değil ama burada oluyor... Yabancılara, fazla gelmiyor, 18 Euro... Fakat bizler için çok büyük bir harcama. Vatandaşlarımızın tümü zengin değil. Eşinden, dostundan borç alıp, tedavi için gidenler var, talebeler var. Bu, acilen çözülmesi gereken bir konu... Sevgiler..."

Dürüst esnafa ahilik belgesi
Dün, aldatan esnafa göndermede bulunarak "Sorun ekonomide mi ahlaksızlıkta mı?" diye sormuştum. Okurumuz Aziz Yıldız buradan yola çıkarak harika bir öneride bulunmuş:
"Merhaba Yüksel Bey, özellikle oto tamircileri hususunda ben de çok muzdarip biriyim. Aracımı güvenip bıraktığım ustalardan biri orijinal bir parçayı söküp yerine yan sanayi eski bir parça takmış, çok geç fark ettim. Güvensizlik o kadar had safhada ki, dürüst bir esnafa rastladığımızda dürüstlüğü için teşekkür ediyoruz. Halbuki dürüstlük zaten herkeste olması gereken bir vasıf. Nasıl olur bilemiyorum ama eski kültürümüzde olduğu gibi bir Ahilik Sistemi mi olsa acaba? Çok çok güvenilir bir ekip tarafından dürüstlüğü tescillenmiş esnafa Ahilik Belgesi verilemez mi?"

Halkın sesini dinle TRT!
Geçen hafta TRT Kurumu'nun Şampiyonlar Ligi'nin önemli maçlarını açık ekran yerine dijital platformundan yayınlamasını eleştirmiştim. Bu yazıya sizlerden büyük destek geldi. İşte köşemizin aktif okuru Bekir Kurt'un, hislere tercüman olan yazısı: "Yüksel Bey merhabalar, biliyorum gündem yoğun, bu çok da önemli değil diyebilirsiniz ama siz köşenizde yazdığınız için ben de yazayım dedim. Evet, TRT neden böyle davranıyor? Üstelik halkın televizyonuyken. Şampiyonlar ve Avrupa Ligi'nde neden temsilcilerimizin maçları dışındaki karşılaşmaları yayınlamıyor, salı ve çarşambayı boş geçiyorlar, -ki Acun bile iki maç hatta üç maçı TV 8'den veriyordu. Neden böyle yapıyorlar anlamıyorum. Sadece para mı konu? Lütfen yetkililere iletin şikayetimizi. Teşekkürler..."



Zap'tiye
Bir çift, yolda rastladıkları kediyi "tripod" (çekim sehpası) olarak kullandı. (Kedi, kedi olalı böyle aşağılanmamıştır)

Gaf'let kürsüsü
Susuzluk çekenlerin çok küçük bir kitle olduğunu söyleyen Mansur Yavaş, gençlerle sohbet toplantısında "Ankara'da gerçekten suyu kesilenler el kaldırsın" dedi. Salonun yarısı el kaldırınca mahcup oldu.

Ne demiş?
Tansu Sarı kardeşim not etmiş: Çağla İle Yeni Bir Gün'de beslenme uzmanı Murat Topoğlu'nun ilginç tavsiyesi: "Yeşil elma, armut veya ayvanın birkaç tane çekirdeğini çiğneyin... Antioksidan etkisi vardır ancak fazla da yemeyin, içinde siyanür var."

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: