Ölen ünlüleri yapay zekayla reklam yüzü yaptılar
Artık bir insanın hayatta olması gerekmiyor; yüzü, sesi, mimikleri veri olarak bir yerde duruyorsa, yeniden 'Var edilebiliyor.' Üstelik bu yeni varoluş, çoğu zaman bir reklam kuşağına sığacak kadar kısa ve ticari... Son tartışmaların merkezinde de tam olarak bu var: Vefat etmiş ünlü isimlerin yapay...
Artık bir insanın hayatta olması gerekmiyor; yüzü, sesi, mimikleri veri olarak bir yerde duruyorsa, yeniden "Var edilebiliyor." Üstelik bu yeni varoluş, çoğu zaman bir reklam kuşağına sığacak kadar kısa ve ticari… Son tartışmaların merkezinde de tam olarak bu var: Vefat etmiş ünlü isimlerin yapay zekâ ile yeniden üretilerek reklamlarda kullanılması.
Geçtiğimiz bayramda yayınlanan bir bayram tebriği videosunda Nejat Uygur ve Ferhan Şensoy başta olmak üzere birçok vefat eden ünlü ismin yapay zeka ile videosu yayınlandı. Online bir bilet satış platformunun yaptığı videoya ailelerin isyanı ise son derece anlaşılır. Çünkü burada yalnızca bir teknolojik ilerleme değil, aynı zamanda etik bir kırılma söz konusu.
Bir insanın sesi, yüzü ve kimliği; artık onun hayatta olup olmamasından bağımsız şekilde ticari bir meta haline getirilebiliyor. Sorulması gereken soru basit ama sarsıcı: Bir insan öldükten sonra bile rızası olmadan "çalıştırılabilir" mi? Yapay zekâ ile üretilen bu içerikler, ilk bakışta nostaljik ya da etkileyici görünebilir. Ancak işin özünde, kişinin hatırasına ve mirasına yönelik ciddi bir müdahale var. Üstelik bu müdahale, çoğu zaman ticari kazanç amacıyla yapılıyor. Hayatta olmayan birinin onay verme ihtimali yokken, bu boşluk "teknoloji mümkün kılıyor" gerekçesiyle dolduruluyor.
Ailelerin hukuki mücadele başlatma kararı bu yüzden önemli. Bu, geçmişi koruma refleksi değil; geleceği şekillendirme çabası. Çünkü mesele birkaç ünlü isimle sınırlı değil. Dijital dünyada iz bırakan herkes, potansiyel bir 'yeniden üretim' malzemesi haline gelmiş durumda.
Ferhan Şensoy'un kızları Derya Şensoy ve Müjgan Ferhan Şensoy, bu durumla ilgili çok net şekilde yaşadıklarını özetledi. Derya Şensoy, "Ben de bayram sabahına babamın selfie çubuğu olduğu video ile uyandım. 'Babam acaba hiç eline telefon alıp selfie çekti mi?' diye düşündüm. Bir cümle kuracak olsa bunları mı söylerdi, kelimelerini hep bu kadar özenle seçmiş bir adam; bu kelimeleri mi seçerdi diye düşündüm."
Derken Müjgan Ferhan Şensoy, "Belki bu 'masumane bir bayram tebriği' ama buna itiraz etmemenin nelerin önünü açabileceğini düşünmek ve üzerine konuşmak zorundayız. Yüzlerinde anlamsız gülüşlerle kimliksiz cümleler söyletip her birinin birbirinden farklı ve kıymetli kişiliklerinin içini boşaltıyorsunuz. Onun yerine avukatımızla görüşüp bu ve bunun gibi sözde iyi niyetli konuların önüne nasıl geçeriz yol haritası çizdik. Bayram günü sevdiğimiz ve değer verdiğim o kadar çok insan bize bu videoyu iletip "Çok duygulandım harika değil mi?" gibi mesajlar attı ki, o gün sıcağı sıcağına bir şey yazıp en azından iyi niyetle paylaşanları kırmak istemedik. Daha önce de buna benzer ve yine izinsiz bir bayram tebriği videosu yapılmış, biz de düşüncelerimizi dile getirmiştik. Üstelik bu sefer tüm bu isimlerin insanlarda oluşturduğu his ve 'bayram kutlaması' adı altında bir 'reklam' yapılıyor. Çok ayıp hem de çok. Neresinden tutarsan başka türlü ayıp hem de… Behzat Abi'nin de dediği gibi gidenlerin hatırası, kalanların da duyguları istismar ediliyor" dedi. Nejat Uygur'un oğlu Behzat Uygur da "Maalesef izledim… Bizden izin istemediler… İstismar ediliyorlar" dedi. Belki de artık şu soruyu açıkça sormanın zamanı: Bir insanın bedeni toprağa karıştığında, verileri kime ait olur? Teknoloji bize yeni imkanlar sunuyor, evet. Ama etik, onun gerisinde kalmak zorunda değil.
TEPKİ YAĞDI
NERMİN FERHAN KARAMUTİ: Ben de genel olarak artık hayatta olmayanların yapay zeka ile canlandırılmasını çok itici buluyorum. Tribünlere oynamak gibi geliyor. Özellikle Atatürk için yapılanlara pek tahammülüm yok açıkçası.
ÖZLEM YURTÇU KARABULUT: 3 saniye dayanamadım kapattım. B.kunu çıkarmak adlı bir çalışma olmuş.
ONUR ÖZER: Rahatsız ediciydi, yapabiliyor oldukları için her şeyi yapabileceklerini sanıyor insanlar, yorumlardan anlaşılan kimsenin iznini alma gereği duymamışlar.
JUSTİN'İ BİLE O KORUDU
Enera Aydoğan… En zor sınavlarını daha çocuk yaşta verdi. Ailesini kaybetmenin acısını yaşadı, istemediği bir kaderin içine sürüklendi, baba ocağından koparıldı. Ama o, tüm bu karanlığın içinde kendi ışığını yakmayı bildi. Her düşüşte yeniden ayağa kalktı, her zorlukta biraz daha güçlendi. Bugün ise geçmişinin izlerini bir yük değil, bir güç kaynağına dönüştürmüş bir kadın olarak dimdik ayakta duruyor.
Özel koruma mesleğinde sergilediği kararlılık, cesaret ve disiplin; onun sadece hayatta kalmadığını, aynı zamanda kendi hikâyesini yeniden yazdığını gösteriyor. Justin Timberlake başta olmak üzere ülkemize gelen birçok yıldızın ve birçok ismin özel korumalığını yapan Enera Aydoğan, pes etmemenin, yeniden doğmanın ve kendi kaderini inşa etmenin en güçlü örneklerinden biri.
NE AYAK BELLİ DEĞİL!
Reklam aşkları magazinde her zaman yer alır. Dün böyleydi elbet yarın da karşımıza çıkacaktır. Ancak bu sosyal medyada yapılma çabası çok iğreti geliyor bana… Son günlerde bir isim var İrem Haznedar diye neresinden tutarsan tut elinde kalıyor. Haznedar, aşk haberi çıkınca sahadaki muhabirlerin olduğu bölgeye gidip, defalarca önlerinden geçip kendisini haber yaptırmaya çalışıyor. Önce Blok3 ile aşk haberi çıkan İrem Haznedar, sonra Ulaş Tuna Astepe ile aynı taktikle gündeme gelmeye çalıştı. Ardından bu isimlerin fanlarını da alarak etkileşimini artırmaya çalışan Haznedar'ın planını gören isimler hemen ilişkiyi sonlandırıyor. Bu tip ayak oyunları ve dalavereyi kovalayana kadar İrem Haznedar keşke gerçek aşkı arayıp bulsa, yazık…