Siyaset nedir? Ne değildir?

Siyaset, ciddi bir iştir... Sanattır... Yönetim ve halka hizmet sanatı. Siyaset... Zekâyı, ataklığı, güzel konuşmayı, beceriyi, heyecanı gerektirir. Ama... Siyaset bir sahne şovu değildir. Hele... 'Yalan, demagoji, iftira, seçmene selam, laf olsun torba dolsun' gibi yöntemlerin, siyasette yeri...

23 Eki 2026 - 07:40 YAYINLANMA
Siyaset nedir? Ne değildir?

Siyaset, ciddi bir iştir... Sanattır... Yönetim ve halka hizmet sanatı. Siyaset... Zekâyı, ataklığı, güzel konuşmayı, beceriyi, heyecanı gerektirir.
Ama... Siyaset bir sahne şovu değildir.
Hele... "Yalan, demagoji, iftira, seçmene selam, laf olsun torba dolsun" gibi yöntemlerin, siyasette yeri yoktur... Siyasetçiyi küçük düşürür... Partisine de zarar verir.
Siyaset... Bilgiyle yapılır.
Dedikoduyla, bohçacı kadın misali laf taşımayla siyaset yapılmaz... Böyle siyaset yaparsanız, fanatik/militan tribünlerden alkış alabilirsiniz... Fakat...
Adına kamuoyu denilen, iktidarları yapan ve değiştiren büyük güç/irade tarafından ciddiye alınmazsınız.

***


Danışman

Milletvekili... Bir konuda konuşacağı, bir bakana soru soracağı ya da TBMM Başkanlığı'na kanun teklifi sunacağı zaman hazırlık yapar.
Milletvekilinin üç personeli vardır.
İkisi... Danışman... Diğeri... Yardımcı personel.
Danışmanlar... Milletvekili bir konuyu gündeme getirecekse ders çalışırlar... Bilgi toplarlar... Araştırma yaparlar... Milletvekilinin önüne kapsamlı bir dosya koyarlar.
Ama... Milletvekili, "Ben her şeyi bilirim" derse... Bilgiye, danışmana, araştırmaya sırt çevirirse... Ekran ve şov aşkını tercih ederse...
Kendi ayağına kurşun sıkmış olur.
Kimse onu ciddiye almaz.

***


İtibar meselesi

Danışmanlık kurumu, başka parlamentolarda da var. Örneğin Almanya... Milletvekili danışmanlarının yüzde 60'tan fazlası yüksek öğrenim doktoralıdır.
Almanya'da... Siyasi partilerin arka bahçeleri vardır... Araştırma merkezleri... Vakıflar.
Yine Almanya'da... Siyaset, bilim dünyasından/ üniversiteden kopuk değildir.
Özetle... Danışmanlık kurumuna ve bilgiye önem vermek siyasetin de, siyasetçinin de itibarını artırır. Aksi hâlde... Neler olduğunu görüyorsunuz... İtibarı yerlerde sürünenleri.

***


Özür dilemek erdemdir

Kitabın ortasından bir söz... Ders gibi... Kulaklara küpe olmalı:
"İki çeşit insan vardır: Zaman geçtikçe hatalarıyla yüzleşen... Ve zaman geçtikçe yüzsüzleşen."
Kuldur... Hırsının esiri olmuştur... Hata etmiştir... İftira atmıştır... Yalan söylemiştir.
Ama... İftirası, yalanı ortaya çıkınca... Özür dilemesini de bilmelidir.
Bunu bilmeyenlere... Hatası/iftirası yüzüne vurulunca gülenlere... Günümüzde "pişkin" diyorlar.

***


Fon şeytanları

Erzurum... Şanlıurfa... Mersin... Adana... Sokaktaki insan, çok öfkeli... Liste istiyor... Fon şeytanlarının, fon skandalına bulaşanların isimlerini.
Fon soygunu, toplumda gaz sıkışması yaratmış... Basınç yaratmış.
Kapağın açılması... Fon şeytanları listesinin açıklanması... Toplumu rahatlatacak.
Denemesi bedava... İsteyen, tanınmamak için kıyafet değiştirerek (eskiler "tebdil- i kıyafet" diyorlar) halkın arasına girsin... Gaz sıkışmasını ve toplumun fon/ şeytan liste talebini görecektir.

***


Ecevit rahmet istedi

Cumhuriyet Halk Partisi... Yeni Parti... Dünün kardeşleri.... Hani bir banka reklamı vardı ya:
"Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankası'yız."
İki haftadır, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daydık.
CHP... Ve Yeni Parti rüzgârının esmediği coğrafyada... 2023 milletvekili seçimlerinin sonuçları ortada.
Aklımıza... Bir zamanlar Bülent Ecevit'in söylediği bir söz geldi... Paylaşmanın tam zamanı.
CHP... 24. Kurultay... Ankara Atatürk Spor Salonu... 24-26 Mayıs 1979.

Divan Başkanı Erol Köse... Kocaeli İl Başkanı.
Kürsüde Genel Başkan Bülent Ecevit... Kurultay açılış konuşması yapıyor:
"İçe dönük parti çekişmelerinden kurtulup topluma yönelmeliyiz."
Salonda... Alkış tufanı.
Ecevit devam ediyor:
"Bütünlüğümüzün güvencesi Doğu halkıdır."
Salon ayakta... Alkış tavan yapıyor... Dakikalarca.
O gün... O salonda olanların bir kısmı hayatta... Kimi CHP'de, kimi Yeni Parti'de... Sözünü ettiğimiz sahnelerin canlı tanıkları.
Ve... Gelelim bugüne... Konumuza.
Bülent Ecevit'in, "Bütünlüğümüzün güvencesi" dediği coğrafyada... Sosyal demokrat mahalle yerinde sayıyor.
İnanmayan... Bir zahmet yerinden kalksın, oralara gitsin.

***


Ve... CHP'nin arşiv olayı

Cumhuriyet Halk Partisi ve Yeni Parti konusuna girmişken... Son günlerde gündem konusu olan bir tartışmadan da söz etmeliyiz.
Arşiv tartışması.
CHP'lilerin iddiası o ki... "Gidenler, partinin arşivini de götürmüşler."
Yeni Parti cephesinin tepkisi... "Yok öyle bir şey."
Aslına bakarsanız... Arşiv belgeleri seneler önce götürüldü... Eritildi... Kâğıt yapıldı. Askeri darbe... 12 Eylül 1980... Siyasi partiler kapatıldı.
Kütüphanelerindeki kitaplar... Belgeler... Yazışmalar... Meclis grup toplantılarının ve genel merkezde yapılan toplantıların tutanakları... Arşivleri... Kamyonlara yüklendi... SEKA'ya gönderildi... Kocaeli'ndeki kâğıt fabrikasına.
Eritildi... Yok edildi... Defter kâğıdı, gazete kâğıdı oldu.
Ve... Kimseden ses çıkmadı.
Yakın tanığıyım... Arşivlerin nasıl kamyonlara tıka basa doldurulduğunun... Rüzgârda nasıl uçuştuğunun.
O kargaşada... CHP, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin... Kitap, arşiv, tutanaklarının bazıları... Elimize geçti.
Dün... Biraz onları karıştırdık.
20. Kurultay... 3-5 Temmuz 1970 tutanaklarına göz gezdirdik.
Divan Başkanı... Ali Topuz.
Kürsüde... Karaoğlan... CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit:
"Ne ben ne de başkası... Hiç ama hiç kimse bu partiden bir taş bile koparamaz... Ülkü, düşünce ve kadro birliği içinde olacağız."
Bülent Bey, yaşasaydı da görseydi... Partiden "bir taş bile koparmak" bir yana... Duvar çatladı, pencerenin camları kırıldı.

***


Günün dörtlüğü

Efsane Dışişleri Bakanı... Prof. Dr. Turan Güneş... CHP'de kardeş kavgalarının, iç çekişmelerin tırmandığı dönemde... Bir dörtlük yazmıştı... Dalgasını geçmişti.
Mizah... Partinin hâli:

"Halkla bütünleşmiştik, kendimiz tam halk olduk,
Kendi benliğimizi yıkıp, yeni baştan halk olduk,
Şimdi sıra esnafta, onunla bütünleşip,
Siyaset âleminde hepimiz esnaf olduk."

***


Fıkra değil... Gerçek

Turan Hoca... Milletvekili... CHP yöneticisi... Anadolu yollarında.
Bir köy kahvesinde... Köylü fakir... Kahveci gariban... Kahve geliyor... Ama fincanın kulpu yok.
Kahveci... "Kusura kalma beyim" derken... Prof. Dr. Turan Güneş, "Üzülme... Çaresi var" diyor:
"Sen bu kulpsuz fincanı bizim genel merkeze gönder... Hemen bir kulp takarlar."

Kaynak :
sabah.com.tr

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: