Siyasetin öfke sorunu
Ankara... 1 Eylül Salı... 2026-2027 adli yıl açılışı... TBMM'de beşinci parti olan CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tebessüm ederek, elini, ana muhalefet partisi Yeni Parti'nin Genel Başkanı Özgür Özel'e uzattı. Özel de, tebessüm ederek, Kılıçdaroğlu'nun elini sıktı. Tören salonundakiler...
Ankara... 1 Eylül Salı... 2026-2027 adli yıl açılışı... TBMM'de beşinci parti olan CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tebessüm ederek, elini, ana muhalefet partisi Yeni Parti'nin Genel Başkanı Özgür Özel'e uzattı.
Özel de, tebessüm ederek, Kılıçdaroğlu'nun elini sıktı. Tören salonundakiler gördüler... Tebessüm ettiler.
Siyaset... Düşmanlık değil... Kafa, göz yarmak değil... Hakaret ve küfür değil.
Siyaset, topluma hizmet etmek yolunda yapılan, projelerin ve fikirlerin yarıştığı bir rekabettir.
İki genel başkan uygarca el sıkışmışlar? Bundan doğal ne var?
Ama gel de bunu öfkeli mahalle sakinlerine, siyasi arenanın fanatik tribünlerine, gerilimden beslenen trollere anlat.
***
EY SİYASETÇİ!
Günümüzde yeni bir meslek doğdu... Trollük.
Zahmetsiz bir iş... Klavyenin başına geç, yaz babam yaz. İstersen siyasetçiye gaz ver... İstersen hakaret et... Küfret.
Troller... Bazıları örgütlü... Kendilerini "demokratik bir baskı grubu" sanıyorlar. Ey siyasetçi! Unutma!
Siyasette güç halktan alınır... Sorunlar halkla aşılır... Siyaset, gıdasını halktan alır... Trollerden değil.
***
ACI SORU
Televizyon programları... Sosyal medya mesajları... Mahalleden yükselen sesler... Siyaseten hiçbir sorumluluğu olmayan ama siyaseti etkilemek isteyenler.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'e soran sorana: Kemal Kılıçdaroğlu'nun elini neden sıktın? Nasıl sıkarsın?
Toplumda böyle düşünenlerin... Ve Özgür Özel'e böyle bir soru sorulmasına sevinenlerin olması ne kadar acı.
Ve ne kadar düşündürücü.
***
İNGİLTERE ÖRNEĞİ
Margaret Thatcher... İngiltere'de uzun süre başbakanlık yaptı (1979- 1990.) Siyasete veda edince kitap yazdı:
"Demir Lady'nin Anıları... Başbakanlık Yılları."
Siyasetçiler için "Başucu kitabı" denilse... Siyaset bilimi okullarında yardımcı ders kitabı olarak okutulsa yeridir.
Thatcher, Başbakanlık yaptığı yıllarda her sabah, evden çıkmadan önce danışmanları ile kısa bir toplantı yapar... Ve der ki:
- Bugün medya mensupları bana neler sorabilir? Hangi, soruya ne cevabı vermeliyim?
Bayan Başbakan... Öylesine iyi hazırlanmıştır ki... Anılarında şunları yazar:
- Başbakanlığım süresinde hiçbir soru bana sürpriz gelmedi... Her soruya verilecek cevabım hazırdı.
***
80 YAŞ... TOPLU İĞNE... VE ÖTESİ
Özgür Özel'e Kemal Kılıçdaroğlu ile el sıkışması konusunda soru soruldu.
Sürpriz değil... Sorulacağı belliydi.
Özgür Özel... Yılların siyasetçisi... Alkışı da görmüş, ihaneti de yaşamış... Mahallesindeki ruh halini, öfkeyi biliyor... Dedi ki:
80 yaşına gelmiş adam... Elini uzatmış... Bir selamı almamak benim tabiatımda değil.
Gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmadı.
Mahalle sakinleri, Özgür Özel'in bu sözlerine sevindi... Bayram yaptı.
Ama... Lakin... Fakat;
Özgür Bey daha sakin, soğukkanlı olabilmeliydi... Siyasetin zaten gergin olan ipini daha da germemeliydi... Öfkesini cebine koyabilmeliydi.
***
YUMRUĞU CEBE KOYMAK
Süleyman Demirel... Siyasette bir ömür... Başbakanlık... Ana muhalefet liderliği... Muhtıra... Darbe... Sürgün... Siyaset yasağı... Cumhurbaşkanlığı.
Bir gün sormuştum:
- Hiç çok kızdığınız... Yumruğunuzu kaldırdığınız... Masayı, sehpayı yumrukladığınız... Sövüp saydığınız olmadı mı?
Aldığım yanıt... Bir siyaset dersi... Klasiği:
- Olmaz mı? Ben de herkes gibi etten, kemikten, sinirden yaratılmışım... Benim de öfkelendiğim, sağ yumruğumu havaya kaldırdığım çok oldu... Ama sonra yumruğumu ceketimin sağ cebine soktum.
***
BİR HİTİT DUASI
Milattan binlerce yıl öncesinden... Anadolu'da yaşamış olan Hititler'in duasından bir alıntı... Paylaşmanın tam zamanı:
Tanrım, bana yardım et.
Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir.
Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele.
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerimi ve kaşlarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.
***
BİRİNCİ CEMRE
Ferruh Bozbeyli rahmet istedi (1927- 2019.)
Yassıada'da avukatlık yaptı.
Sonra... Milletvekilliği... Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı... Demokratik Parti Genel Başkanlığı.
Saygın bir siyaset ve devlet adamıydı.
Siyasete veda edince kitap yazdı... 1977'de.
"Birinci Cemre... Siyasi Hikayeler."
Adıma imzalayıp getirmişti... Kütüphanemde.
Kitap... Sayfa 68... Birkaç satır başı:
Siyaset... İnsafsız bir meslek.
Siyaset yapmak, açık denizde dalgalarla boğuşmak gibi bir şey.
Sahili bulmak için verilen mücadelede kimse kimseye yardım etmiyor veya edemiyor.
Politikanın insafsız çarkı işlemeye görsün... Önünde ne dostluk bırakıyor, ne arkadaşlık, ne vefa, ne hatır, ne gönül.
***
ÖFKE BALDAN TATLIDIR... AMA
Deprem gibi... Tsunami gibi... Büyük bir olay... Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir siyaset çınarının parçalanması... Kardeş kavgası.
Ama siyaset bu... Her şey olabilir.
Öfkeyi, kontrol etmek gerekir.
Meşhur sözdür... Öfke eken pişmanlık biçer.
Öfke... En kötü danışmandır.
Antik Yunan filozofu Eflatun'un bir sözü, siyasetçilere rehber olmalıdır:
"En büyük zafer, insanın kendisine hâkim olmasıdır."
***
ZEMİN ETÜDÜ
Bir mühendislik deyimi... Bir arsa üzerine bina yapılacaksa, yer altı özellikleri araştırılır... Jeolojik yapı üzerinde çalışılır.
Siyasette de zemin etüdü vardır.
Kamuoyu ne diyor? İktidarları iş başına getiren ve değiştiren büyük çoğunluk ne düşünüyor?
Eğer... Yeni Parti ile Cumhuriyet Halk Partisi, zemin etüdü yaparlarsa... Göreceklerdir ki;
Kamuoyu, "göze göz dişe diş" kavga istemiyor.
Aynı söz Almanlar'da da var:
"Auge um auge... Zahu um zahu."
***
UZUN SÖZÜN KISASI
Noktayı koyma zamanı... Atalar neler demişler? Kitabın ortasından... Doğru söylemişler:
Ağız, felaketin kaynağıdır.
Söz bir tasmadır, gün gelir söyleyenin boğazına takılır.
Ağızdan çıkan söz namludan çıkan kurşun gibidir.
Ve özetin özeti:
Dövüş yarınsa... Er (seçim) meydanındaysa... Bugünden yumrukları sıkmaya ne gerek var?